+90 534 234 07 50 Bize Ulaşın

Makaleler

Meşru Savunma

5 Haziran 2018 — Gözde Dolan Erzurumlu

Meşru Savunma Ve Zorunluluk Hali :  5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenleri 24 ila 34. maddeler arasında düzenlemektedir. Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler arasında Madde 25’te Meşru Savunma ve Zorunluluk Hali düzenlenmiştir.

Meşru Savunma (T.C.K. 25/1)

Meşru Savunma bireyin kendi kendini müdafaa etmesidir. Türk Ceza Kanunu bireyin kendi kendini müdafaa etmesini hukuka uygunluk sebebi olarak saymaktadır. T.C.K. madde 25/1: “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” şeklinde düzenleme yapmak suretiyle faile ceza verilmemesi için gerekli olan şartları belirlemiştir. Kanunumuz meşru savunmanın şartlarını saldırıya ve savunmaya ilişkin olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutarak düzenlemiştir.

1- Meşru Savunmanın Saldırıya İlişkin Şartları

  • Saldırı haksız olmalıdır.
  • Saldırı mevcudiyetini korumalıdır.

Görüldüğü üzere ortada hakka yönelmiş bir saldırı olması gerektiği muhakkaktır. Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerden olan meşru savunmadan bahsedilebilmesi için saldırının gerçekleşiyor olması, gerçekleşme veya tekrarının muhakkak olması gerekmektedir. Saldırı devam ettiği sürece meşru savunma mümkündür. Fakat saldırı sona erdikten sonra saldırıya uğrayanın icra edeceği fiiller meşru savunma dışında kalacaktır.
Saldırı bir kişi tarafından gerçekleştirilen ve korunmakta olan bir hakka yönelmiş olan davranıştır. Hakka yönelen bu davranış suç teşkil ediyorsa icra hareketlerine failce başlanmış olması gerekmektedir. İcra hareketlerine başlayan faile karşı hakka yönelik haksız saldırıyı defetmek amacıyla fiillerine yön veren taraf meşru savunmadan faydalanabilecektir. Örneğin; A kişisini yaralamak amacıyla, B kişisi büyük bir sopa satın almış ve sopayla A kişisini dövmeyi planlamışsa, B kişisini ilk gördüğü yerde elindeki sopayla darp eden A kişisi meşru savunma hukuka uygunluk sebebinden yararlanamayacaktır. Eğer A kişisi elinde sopayla kendisine doğru gelen B kişisini gördüğü anda kendi sopasıyla kendine yönelen haksız saldırıyı defetmiş olsa idi hukuka uygunluk sebebi olan meşru savunmadan yararlanabilecekti. Meşru savunma hakkı üçüncü kişilere yönelik saldırıları defetme amacıyla da kullanılabilecektir. Kanunumuz düzenlemesinde de gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş demek suretiyle meşru savunma hakkının üçüncü kişilere yönelik saldırıları defetme amacıyla da doğabileceğini düzenlemektedir.
Hakka yönelen saldırı haksız olmalıdır. Haksız olması, hukuka uygun olmaması gerekmektedir. Saldırı herhangi bir şekilde meşru kılınmamalıdır. Örneğin; elinde ki yakalama müzekkeresine istinaden A kişisini cebir kullanarak yakalayan polis memuruna karşı yapılan savunma haklı olmayacaktır. Yakalama müzekkeresi ile polis memuruna cebir kullanma hakkı beraberinde verilmektedir. Bu nedenle A kişisinin cebir kullanılarak yakalanması karşısında ki her hangi bir hareketi meşru savunma hakkı kapsamına dahil olamayacaktır.
Haksız saldırıya kasten sebep olan kimse için bu hareket yönünden meşru müdafaa söz konusu olamayacaktır. A kişisine silah doğrultmuş B kişisini etkisiz hale getirmek amacıyla kafasına vuran C kişisinin bu hareketi meşru savunma kapsamında olacaktır. Fakat C kişisi silahıyla B kişisine ateş etmiş olsa idi sınırı aşmış olacak ve bu nedenle fiili meşru savunma kapsamında sayılmayacaktı. B kişisi kafasına vuran C kişisine karşı bir savunma hakkına sahip olamayacak, yapacağı hiç bir fiil meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyecektir. Çünkü saldırıya kasten kendi fiili nedeniyle sebep olmuştu.

2- Meşru Savunmanın Savunmaya İlişkin Şartları :

  • Savunmada zorunluluk olması gerekmektedir.
  • Savunmanın saldırıya ve saldırana karşı yapılması gerekmektedir.
  • Savunmanın tecavüz ile orantılı olması gerekmektedir.

Kişinin saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir biçimde defetme zorunluluğu olması gerekmektedir. Savunma ile saldırı eş zamanlı olmalıdır. Saldırıya karşı savunmanın meşru kabul edilebilmesi için , saldırıdan başka bir şekilde kurtulmanın mümkün olmaması yani savunma zorunluluğunun olması gerekmektedir. Saldırıyı bertaraf edecek fiili belirlemek için kullanılacak kıstaslar; kişiye en az zarar verecek, en az tehlikeye sokacak savunma fiilini seçmektir. Saldırıyı defedebilmek için tehdit yeterli olacak ise, cebir kullanılması doğru olmayacak ve meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyecektir. Mühim olan saldırıyı derhal ve en hafif saldırı ile defetmektir. Savunmada mecburiyetin bulunup bulunmadığı ve ölçülülüğü yargı mercilerince belirlenecektir.
T.C YARGITAY Ceza Genel Kurulu 2015/ 1-1039E., 2016 / 96 K. 01.03.2016 tarihli kararında: “Müteahhitlik yapan sanık … ile maktul ve ailesi arasında, maktulün evinin bulunduğu arsadan kaynaklanan bir hukuki ihtilaf bulunduğu, tarafların sorunu halledebilmek için birkaç kez görüştükleri ancak bir çözüme ulaşamadıkları, olay günü sanığın maktulün kendisine ve kardeşi …’e yönelen silahlı saldırısını defetmek maksadıyla rastgele silahla ateş ederek tek isabetle maktul …’nın oğlu …’i üst bacak bölgesinden, maktulün diğer oğlu …’i sol topuk bölgesinden yaraladığı, maktul …’yı ise göğüs ön yüzden vurarak ölümüne neden olduğu olayda; kendisini silahla yaralayan ve akabinde darp edilmiş vaziyette yerde yatmakta olan kardeşi …’e de dört el silahla ateş eden maktüle devam eden yaşama hakkına yönelik haksız saldırısını bertaraf etmek maksadıyla o anki hal ve koşullara göre başka türlü hareket etme imkanı bulunmadığından hamili bulunduğu silahıyla ateş ederek maktulün ölümüne neden olan sanığın eylemini meşru savunma şartları altında gerçekleştirdiği kabul edilmelidir.” şeklinde hüküm kurmak suretiyle mevcut koşullara göre saldırıyı def edebilecek savunma şeklinin orantılılık kıstası göz önüne alınarak meşru savunma kapsamında kabul edildiğini belirlemiştir.
Savunma saldırıya karşı yapılmalıdır. Hakka yönelik saldırıda bulunan saldırıyı yapan saldırana karşı yapılan savunma meşru savunma kapsamında değerlendirilecektir. Saldırı ile savunma arasında orantılılık olması şarttır. Savunma ve saldırı arasında ki orantılılık somut duruma göre değerlendirilecektir.
T.C YARGITAY 3.Ceza Dairesi 2015/ 5154E., 2015 / 24192K. 08.07.2015 tarihli kararında: “Müşteki sanıkların aşamalardaki beyanları ile bir kısım tanıkların birbirleri ile çelişkili anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden, hangi tanığın anlatımının üstün tutulduğu karar yerinde tartışılmadan ve olayda meşru müdafaa hali için aranan başkaca koruma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kendisini ya da başkasını kurtarmak koşulu ve fiil ile saldırı arasındaki orantılılık koşulunun olayda mevcut olmadığı gözetilmeden hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.” saldırı ile savunma arasında orantılılık koşulu gerçekleşmediği takdirde meşru savunma hakkının doğmayacağını hükme bağlamıştır.

Meşru Savunmada Saldırı ve Savunma Orantılılığı Belirleyen Hususlar:

  • Saldırı ve savunmada kullanılan araçlar arasında ki orantılılık.
  • Saldırıya uğrayan hak ve zarar verilen hak arasında ki orantılılık.

Saldırı ve savunmada kullanılan araçlar arasında orantılılık belirlenirken somut durum göz önüne alınmalıdır. Savunmada bulunan taraf o an elinde hangi araç varsa onu kullanacaktır. Kullandığı araç daha etkin bir araç olsa dahi yeterli etkinlikte kullanılmadığı takdirde sınırın aşıldığı söylenemez. Olayları değerlendirirken savunma ve saldırıda bulunan kişilerin fiziki özellikleri önem arz etmektedir. Fiziki olarak güçlü bir saldırgana daha etkin bir araçla savunma yapmak meşru müdafaa hakkı içerisinde değerlendirilebilecek iken, fiziki olarak güçsüz birine etkin bir araç kullanarak savunma yapmak meşru müdafaa hakkı içerisinde değerlendirilemeyecektir.

ZORUNLULUK HALİ (T.C.K. 25/2)

Türk Ceza Kanunumuzun 25/2 maddesinde zorunluluk hali düzenlenmektedir. Zorunluluk hali meşru savunma gibi hukuka uygunluk sebebi değil, kusurluluğu ortadan kaldıran bir haldir.
Kanunumuza;“Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” şeklinde düzenlemeye gidilmiştir.
Zorunluluk halinin mevcut olması için kanunumuzda da belirtildiği üzere bazı şartlar vardır. Bu şartlar tehlikeye ve korunmaya yönelik şartlar altında iki grupta incelenmektedir.

1-Zorunluluk Halinin Tehlikeye İlişkin Şartları:

  • Ağır bir tehlike var olmalıdır.
  • Tehlike muhakkak olmalıdır.
  • Tehlike kişinin kendisine veya başkasının hakkına yönelik olmalıdır.
  • Tehlikeye bilerek sebebiyet verilmemelidir.

Zorunluluk halinin var olabilmesi için ortada bir tehlike olması gerekmektedir. Bu tehlikenin ağır olması şarttır. Tehlikenin ağır olmasından kasıt tehlikenin ve tehlikenin sonuçlarının ağır olmasıdır. Tehlikenin muhakkak olması gerekmektedir. Tehlike o an mevcut olabileceği gibi gelecekte mevcut olacağının kesin olması ihtimali de zorunluluk hali kapsamında değerlendirilir. Zorunluluk halinde tehlike sadece insan hareketinden kaynaklanmaz. Bir doğa olayı veya bir hayvan hareketi de tehlikeye sebep olabilecektir. Örneğin, başı boş bırakılmış saldırgan bir köpeğin sokakta dolaşması nedeniyle bir tehlikenin varlığı söz konusudur. Tehlike burada bir hayvan hareketinden kaynaklanmaktadır.
Hak, hukuki olarak koruma altına alınmış menfaatler bütünüdür. Hiçbir ayrıma tabi olmadan tüm haklar zorunluluk hali kapsamında korunmaktadır. Var olan tehlikenin kendi veya üçüncü bir kişinin hakkına yönelik olması gerekmektedir. Üçüncü bir kişiyi maruz kaldığı ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtarmak için suç işleyen kimsenin de zorunluluk halinde bulunduğu kabul edilecektir.
T.C YARGITAY 15.Ceza Dairesi, 2014/11879E., 2017/6250K. Karar16.02.2017 tarihli kararında: “Sanık …’in, sanık …’ya ait yeşil karttaki fotoğraf ve kimlik bilgileri üzerinde herhangi bir tahrifat yapmadan hastaneye müracaat ederek belgeyi görevlilere ibraz ettiği, muayene için gelen kişilerin ibraz ettiği belgedeki kişi olup olmadığını denetleme görevi bulunan hastane görevlilerinin muayene edilen hastanın kimlik sahibi olmadığını basit bir inceleme sonunda anlayabilecek durumda oldukları, sanıkların bu durumun denetlenmesi imkanını ortadan kaldırıcı bir davranışlarının bulunmadığı ayrıca hamile olan sanık …’in, doğmak üzere olan bebeğini muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğunun bulunduğu, hayati önemi haiz nitelikte bir tehlikeden korunmak, bu nedenle doğumunu gerçekleştirmek amacıyla başkasına ait yeşil kartın kullanılması şeklinde gerçekleştirildiği sabit görülen eylemlerin, 5237 sayılı TCK’nın 25/2. maddesinde tanımlanan zorunluluk hali kapsamında kaldığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle bebeği muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğu altında gerçekleştirdiği eylemler zorunluluk hali kapsamında değerlendirilmiş ve beraat kararı verilmiştir.
İşlenen suçun zorunluluk hali kapsamında değerlendirilebilmesi için ağır ve muhakkak olan tehlikenin zorunluluk halinden yararlanacak kimse tarafından bilerek meydana getirilmemesi gerekmektedir. Kasten bir tehlikeye sebep olan kimse bu tehlikeden kurtulmak amacıyla bir suç işlerde zorunluluk hali kapsamında değerlendirilmeyecektir.

2- Zorunluluk Halinin Korunmaya İlişkin Şartları:

  • Tehlikeden başka türlü korunma imkanı bulunmamalıdır.
  • Zorunluluk halinde işlenen fiil ile tehlike arasında oran bulunmalıdır.
  • Kişinin tehlikeye katlanma yükümlülüğü olmamalıdır.

Ağır ve muhakkak olan tehlikenin varlığı durumunda ilk olarak devlet eliyle tehlikeyi kovuşturma yoluna gidilmelidir. Bu şekilde tehlike def edilemiyorsa o zaman zorunluluk halinin mevcudiyeti kesinleşmiş olur. Karşılaşılan tehlikeyi defedebilmek için tehlikenin neden olacağı zarar ile fiil arasında bir orantı olmalıdır. Zorunluluk halinin kabul edilebilmesi için kişinin tehlikeyi karşılama, onu ortadan kaldırma bakımından hukuki bir yükümlülük altında olmaması gerekmektedir.

Sonuç olarak, yukarıda açıklandığı üzere meşru savunma ve zorunluluk hali birbirinden bir çok noktada ayrılmaktadır. Meşru savunma bir hukuka uygunluk sebebidir. Zorunluluk hali ise kusurluluğu ortadan kaldıran bir haldir. Meşru savunmada kişinin kendisini yada başka bir kimseyi savunabilmek için kusursuz olması şartı aranmaz. Zorunluluk halinde ise kişinin tehlikeye bilerek zarar vermemiş olması şartı aranmıştır. Meşru savunmada saldırı insan ve insan hareketlerinden kaynaklanmakta iken zorunluluk halinde insan hareketinden meydana gelebilecek tehlikeye ek olarak insan dışı bir olay veya canlı da tehlikeye neden olmuş olabilir. T.C.K. madde 25 de düzenlenen Meşru Savunma ve Zorunluluk Halinin varlığının belirlenmesinde yargı mercileri somut olayın şartları doğrultusunda değerlendirme yapmakla yükümlüdür.

Ceza Hukuku konusundaki diğer yazılarımızı okumak için lütfen tıklayınız.

Meşru savunma , zorunluluk hali, ceza hukuku ve ceza davaları hakkında daha detaylı bilgi almak için ofisimizi arayabilirsiniz.

İletişim bilgileri için lütfen tıklayınız.

Bu İçeriği Paylaşın

İlgili Başlıklar

Aşağıdaki başlıklar da ilginizi çekebilir.

Makul Sürede Yargılanma Hakkı

Makul Sürede Yargılanma Hakkı

Tümünü Listele
Tehdit Suçu

Tehdit Suçu

Tümünü Listele
Çocuğu Fuhuşa Teşvik Etme Suçu

Çocuğu Fuhuşa Teşvik Etme Suçu

Tümünü Listele
Erteleme Süresinde Uyuşturucu Madde Kullanan Kişi Hakkında Yeni Bir Soruşturma/Dava Açılabilir Mi?

Erteleme Süresinde Uyuşturucu Madde Kullanan Kişi Hakkında Yeni Bir Soruşturma/Dava Açılabilir Mi?

Tümünü Listele
HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ ŞARTLARI NELERDİR?

HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ ŞARTLARI NELERDİR?

Tümünü Listele
Hakaret Suçu

Hakaret Suçu

Tümünü Listele
Eşe Karşı Yaralama Suçları

Eşe Karşı Yaralama Suçları

Tümünü Listele
Hakaret Suçu -Yargıtay Kararları

Hakaret Suçu -Yargıtay Kararları

Tümünü Listele

Kategori

Ceza Hukuku